RUHSALDR
Google

var ctext = "ruhsaldr@hotmail.com..
SELAMUN ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUHU.SEVGİLİ KARDEŞLERİM SİTEME HOŞ GELDİNİZ.ben hizmetkarınız hertürlü manevi sıkıntınızda yanınızdayımelimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım.gerçekten bir dost ve sırdaş arkadaş kardeş yok diyen gelsin biz varız.hep yanınızda olacağız yeterki bize bir adım gelim bizde size on adım gelelim .insanın kendi ebedi hayatını kurtarmaktan daha mühim bir meselesi yoktur.bunun içinde ruhen ve bedenen sıhhatli olması lazımki,gerektiği gibi amel edip yüce allah c.c. nun bahşedeceği ebedi ömrünü heba etmesin bu yüzden insanın sağlığını koruması ilk görevlerindendir.bende elimden geldiğince bu tür bir manevi rahatsızlığı olan kardeşlerime allah rızası için yardımcı olmak istedim.benimle konuşmanızda bir ayrıcalık var üstelik.neymi?konuştuklarımız sadece aramızda kalacak ,ayrıcada ben sizi tanımam vede karşılaşamamda, hertürlü konuda rahatlıkla konuşup sorunlarının çözümünü birlikte buluruz .benimde bir hayra vsile olmamam olanak tanımış olursunuz bunun içinde ayrıca teşekkür ederim.selametle kalın...RUHSALDR...!.
"; Türkiye Plakalari01 ADANA
02 ADIYAMAN
03 AFYON
04 AĞRI
05 AMASYA
06 ANKARA
07 ANTALYA
08 ARTVİN
09 AYDIN
10 BALIKESİR


11 BİLECİK
12 BİNGÖL
13 BİTLİS
14 BOLU
15 BURDUR
16 BURSA
17 ÇANAKKALE
18 ÇANKIRI
19 ÇORUM
20 DENİZLİ

21 DİYARBAKIR
22 EDİRNE
23 ELAZIĞ
24 ERZİNCAN
25 ERZURUM
26 ESKİŞEHİR
27 GAZİANTEP
28 GİRESUN
29 GÜMÜŞHANE
30 HAKKARİ

31 HATAY
32 ISPARTA
33 İÇEL
34 İSTANBUL
35 İZMİR
36 KARS
37 KASTAMONU
38 KAYSERİ
39 KIRKLARELİ
40 KIRŞEHİR

41 KOCAELİ
42 KONYA
43 KÜTAHYA
44 MALATYA
45 MANİSA
46 KAHRAMANMARAŞ
47 MARDİN
48 MUĞLA
49 MUŞ
50 NEVŞEHİR

51 NİĞDE
52 ORDU
53 RİZE
54 SAKARYA
55 SAMSUN
56 SİİRT
57 SİNOP
58 SİVAS
59 TEKİRDAĞ
60 TOKAT

61 TRABZON
62 TUNCELİ
63 ŞANLIURFA
64 UŞAK
65 VAN
66 YOZGAT
67 ZONGULDAK
68 AKSARAY
69 BAYBURT
70 KARAMAN

71 KIRIKKALE
72 BATMAN
73 ŞIRNAK
74 BARTIN
75 ARDAHAN
76 IĞDIR
77 YALOVA
78 KARABÜK
79 KİLİS
80 OSMANİYE
81 DÜZCE

Insanin En Hayirlisi Insana Hayri Dokunanidir

Sitene Ekle


=>Ana sayfa yap RUHSAL,MENEVİ DOKTORUNUZ - Blogcu



RUHSAL,MENEVİ DOKTORUNUZ


glitter-graphics.com

14/5/2008 - BAL TEFSİRİ OKUYAN DÜNYA DARLIĞI GÖRMEZ

Kategori: tasavvuf

SELAM VE DUA İLE:
BAL TEFSİRİ
BAL TEFSİRİ

REZZAK OLAN ALLAH’IN ASLANI BİR GAZADAN BESMELEYLE HANESİNE VASIL OLDULAR.KADİR OLAN ALLAH’IN RIZASI İÇİN NAMAZ KILIP DUA ETTİLER.İSLAMIN ÜÇ HALİFESİ (HZ.EBUBEKİR SIDDIK R.A,HZ.ÖMER R.A,HZ.OSMAN R.A)ONUN HANESİNE GELDİLER GAZAN MÜBAREK OLSUN EY ALLAHIN ASLANI DEDİLER.SOHBET EDİP BİRBİRLERİNE MÜJDELER VERDİLER.MÜJDELER ALDILAR HAZRETİ FATMA R.A ONLARA İKRAMEN KALAYLI BİR TAS İÇİNDE BAL GETİRDİ.BALIN ÜZERİNDE İNCE BİR KIL GÖRDÜLER.

HZ.EBUBEKİR SIDDIK R.A ‘’ DÖRDÜMÜZDE BİR AÇIKLAMA YAPALIM ‘’DİYE BUYURDULAR.
HAZRETİ EBUBEKİR SIDDIK RADYALLAHU ANHUMA DEDİLER Kİ;
--- Namaz kılanın kalbi NURLUDUR bu kalaylı tastan,
--- Namaz kılmak TATLIDIR bu baldan,
--- Namazı Taadili-erkanına uygun olarak kılmak İNCEDİR bu kıldan.

HAZRETİ ÖMER RADYALLAHU ANHUMA DEDİLER Kİ;
--- Misafir seven hane sahibinin kalbi NURLUDUR bu kalaylı tastan,
----Misafirlerle sohbet edip,onlara ikram etmek TATLIDIR bu baldan,
--- Misafirin kalbi İNCEDİR bu kıldan.

HAZRETİ OSMAN RADYALLAHU ANHUMA DEDİLER Kİ;
--- Kur’an okuyanın kalbi NURLUDUR bu kalaylı tastan,
--- Alimlerle sohbet etmek TATLIDIR bu baldan,
--- Kur’ana mana vermek İNCEDİR bu kıldan.

HAZRETİ ALİ KEREMALLAHU VECHEH DEDİLER Kİ;
--- Gazaya giden Gazilerin kalbi NURLUDUR bu kalaylı tastan,
--- Kafirlerle cenk edip al kanlar içinde kalmak TATLIDIR bu baldan,
--- Üzerine kul hakkı geçirmeden insanın hanesine dönmesi İNCEDİR bu kıldan.

HAZRETİ FATİMETÜZZEHRA RADYALLAHU ANHUMA DEDİLER Kİ;
--- Erkeği ile hoş geçinmek,ona cefa etmemek TATLIDIR bu baldan,
--- Erkeğin Rızasını yerine getirmek İNCEDİR bu kıldan.

HZ.PEYGAMBERİMİZE (S.A.V) HABER SALDILAR.
EFENDİMİZ HAZRETLERİ GELMİŞ VE BUYURMUŞ Kİ;
--- Benim Ümmetimin kalbi NURLUDUR bu kalaylı tastan,
--- Benim Şeriatım TATLIDIR bu baldan,
--- Benim Şeriatım İNCEDİR bu kıldan.

HZ.CEBRAİL ALEYHİSSELAM YÜCE ALLAHTAN VAHİY GETİRDİ ;

--- Benim HABİBİMİN Nübüvvet nuru NURLUDUR bu kalaylı tastan,
--- Cennetimin Kevseri TATLIDIR bu baldan,
--- Sırat köprüsü İNCEDİR bu kıldan.diye buyurmuş.

Ondan sonra Resulüllah Sallallahü Aleyhi Vesellem el kaldırıp dua ettiler;

YARABBİ!! Bu Bal Tefsirini okuyana,dinleyene ikiyüz peygamber sevabı isteriz senden dediler.Cebrail’in önünde AMİN! Dediler.Merhamet sahibi ALLAH’TAN Nida geldi ;
YA MUHAMMED! Her kim bu Bal Tefsirini okursa,yahut okutursa,yazdırıp üzerinde taşırsa,senin ümmetine hediye ederse İzzet ve Celalim Hakkı için ben o kimseye İkiyüz Yirmidört bin peygamber sevabı veririm buyurdu.Bir kimse kendisine adet edinse bu tefsiri okursa ve okutmaya devam ederse,katiyyen Dünya darlığı görmez,Fakru zarurete düşmez
Ölürken Hüsnü aleme nasip olur.Ahirete iman ile gider ve gelecek kaza ve musibetlerden kendisini CENAB-I HAKTAALA muhafaza eder.Cümlesinin ruhları için El Fatiha.......

0 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

13/5/2008 - SEVMEK VE GÜZEL AHLAK BİZE NELER KAZANDIRIR

Kategori: RUHSALDR

SELAM VE DUA İLE:sevmek ne kadar önemli bir bilse insanlar.mesela insan ekmek alırken dahi sevdiği beğendiği gibi ise seçer ve alır.bizde kendimizi ne kadar sevdirebilirsek insanlara evlatlarımıza o kadar sözümüz onlara tesir eder ve bizde istediğimiz gibi yönlendirmiş ve ona faydalı olmuş oluruz.çünkü en güzel örnek olarak iki cihan güneşimiz canımızdan çok sevdiğimiz alemlerin sultanı efendimiz rasulullah (s.a.s).de etrafındakilerine hep hilm ve merhametle ,güzel ahşlakla sevgiyle onları irşat etmiş ve dini tebliğ etmiştir. bizde onun bu yöntemini kullanarak insanlarla veya aile bireylerimizle iletişim kurarsak çok daha etkili ve sevgi üzerine kurulu bir disiplinli mutlu bir aile oluruz .herkes tarafından sevilen övgüye değer görülen.nadir insanlardan oluruz.dahada önemlisi allah (c.c.) bizleri sever ve kendine yakınlık yollarını açar .işte biz rasulullahın (s.a.s.)güzel ahlakını kendimize rehber edersek en sağlıklı ve ruhsal bakımdanda en sıhhatli kişi oluruz.ruhsende hep huzurlu ve sakin mutlu oluruz.

her iki cihanda sadet bizim olur.(din güzel ahlaktır). hadisiylede rasulullah (s.a.s.)ne güzel ifade etmiş.işte sevgili kardeşlerim çevremizdekilere kızmak yerine onların ne demek istediğini neden bun u yaptığını düşünelim ve sebeblerini araştırıp çareler bulalım ve en olumsuz davranışa bile şefkatle yaklaşalım.göreceksiniz karşıdaki size kızsa sizde ben zaten kızlmasıgereken kusurlu bir insanım zaten yinemi hata yaptım tüh kusura bakma kardeş deseniz.karşıdaki size kızmaktan vaz geçer ve sizi teselliye kalkar ve siz kırıcılıkla bitecek olan bir konuyu sevgiye dönüştürmüş olursunuz inat ve öfke zaten şeytandandır. şeytani ahlaktır.evet sevgili kardeşlerim acizane duygularımı yazdım hata varsa kusuruma bakmayın .paylaşmak istedim bu konuyu tabi daha geniş bir şekilde ilemek isterdim ama zamanla olur inş.

selamve dua ile .allahım ahlşakımızı güzelleştir ve bizleri inat ve öfkeye esir etme,anlayışımızı ve sabrımızı artır ve bizlere merhamet et ve merhametli olanlardan eyle hidayetler nasib et.                

ALLAHIM BU YAZIMI OKUYAN KARDEŞLERİMİNDE  KALPLERİNDEN GEÇEN HAYIRLI DUALARINI KABUL ET...AMİN ECMAİN.SELAMUN ALEYKUM.

2 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

12/5/2008 - ZİKRİN GİZLİ YA DA SESLİ OLARAK YAPILMASI FASLI:

Kategori: tasavvuf

SELAM VE DUA İLE:

 

 

      

 

      

- Hz. Peygamber misvakla kılınan namazı diğer namazlardan yetmiş kat üstün görürlerdi. Gizli olarak yapılan zikirler hakkında da şunları söylemişlerdir:

“Başkalarına duyurulmadan yapılan zikrin fazileti diğerlerinden yetmiş kat daha üstündür. Kıyamet gününde Allah Teâlâ hesaba çekmek üzere, mahlûkâtı biraraya getirdiğinde insanların amellerini yazan melekler de bu amellerin yazıldığı defterleri getirirler.” Hz. Peygamber meleklere

“Bakın bakalım, kulumun amellerinden unutulan ya da yazmadığınız birşey var mı?” diye sorar. Onların

“Ey Rabb’imiz! Gördüğümüz ve bildiğimiz bütün amelleri deftere kaydettik; hiç birşeyi atlamadık” demeleri üzerine de kişiye

“Ey kulum! Senin, benim katımda gizli bir amelin vardır ki onu sen de bilmiyorsun. Bu gizli olarak yapmış olduğun zikirlerdir ve bugün ben sana onların mükafaatını vereceğim” buyurur.[1]


 


[1] Heysemi X/81 (Ebu Ya’lâ, Hz. Aişe’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/67.

 

 

Hz. Peygamber’in Yüksek Sesle Zikir Yapan Bir Kişiyi Bizzat Defnetmeleri

      

- Câbir (r.a.) şöyle anlatıyor: Bir gün Medine mezarlığında (Bakî) bir ateşin yanmakta olduğunu görerek oraya gittik. Hz. Peygamber yeni açılan bir kabre girmişler orada bulunanlara “Cenazeyi bana uzatınız” diyorlardı. Onu ayakların gelmesi gereken taraftan Hz. Peygamber’e uzattılar. Sonradan bu kişinin yüksek sesle zikir yapan kimse olduğunu öğrendim.[1]

- Kendisine Zü’l-Becâdeyn denilen Abdullah, Müzeyne kabilesine mensup bir yetimdi. Amcasının yanında büyümüştü ve o kendisine birçok iyiliklerde bulunmuştu. Abdullah’ın müslüman olduğunu duyan amcası verdiği şeylerin hepsini geri aldı. Öyle ki üzerindeki elbiseyi dahi sıyırıp aldı. Abdullah çıplak olarak annesinin yanına geldi. Annesi çizgili bir entarisini ikiye bölerek bir parçasını onun göbekten aşağı kısmına diğerini ise yukarısına sardı. Sabahleyin Abdullah kalkıp Hz. Peygamber’in yanına gitti. Hz. Peygamber onu gördüklerinde

“Sen Zü’l-Becâdeyn (çizgili kumaştan iki parça elbise giyen) Abdullah’sın! Bundan böyle benim kapımdan ayrılma!” buyurdular. Böylece Abdullah ölünceye kadar Hz. Peygamberin yanından ayrılmadı. O daima yüksek sesle zikir yapardı. Bir gün Hz. Ömer onun hakkında

“Acaba riyakârlık mı yapıyor?” dedi. Hz. Peygamber de

“Hayır. O yanık kalble Allah’a yalvaran birisidir” buyurdular.

- İbn Mes’ud şunları anlatıyor: Tebük savaşında bir gece askerlerin bulunduğu tarafta bir ateşin yanmakta olduğunu gördüm. Oraya doğru yürüdüm. Vardığımda Hz. Peygamber, Ebubekir ve Ömer’in orada olduklarını gördüm. Ölen Abdullah Zü’l-Becâdeyn için mezar kazıyorlardı. Mezar hazır olduğunda Hz. Peygamber içine girerek Abdullah’ı bizzat kendi elleriyle oraya yerleştirdiler. Defin işi bittikten sonra Hz. Peygamber

“Ey Allah’ım Benim razı olduğum gibi sen de razı ol!” diye dua ettiler.[2]


 


[1] Cem’ül-Fevâid I/137 (Ebu Dâvud’dan); Ebu Nuaym, Hilye III/351 (Muhtasar olarak).

[2] İsâbe II/338 (İbn İshak, Muhammed b. İbrahim et-Teymî’den. Begavi de uzun bir şekilde rivayet etmiştir. İbn Mendeh, Sa’d b. es-Salt tarikiyle A’meş’ten, o Ebu Vâil’den, o da Abdullah b. Mes’ud’dan ve Kesir b. Abdillah b. Amr b. Avf tarikiyle Kesir’in babasından, o da kendi babasından benzer şekilde rivayet etmiştir. İmam Ahmed ve Cafer b. Muhammed el-Firyâbî, Kitâbu’z-Zikr’de Ukbe b. Âmir’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/67-68.

 

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

10/5/2008 - cehri ve hafi zikirlere deliller.

Kategori: tasavvuf

SELAM VE DUA İLE:

Zikir Hakkinda Ayeti Kerimeler

“(Resulüm ) Sana vahyedilen, kitabi oku ve namaz kil. Muhakkak ki namaz kötülüklerden ali kor! Allah'i zikir elbette ( ibadetlerin ) en büyügüdür. Allah yaptiklarinizi hakkiyla bilir.” (Ankebut / 45)

 

“ Seytan onlari ( münafiklari ) etkisi altina aldi da, Allah'i zikretmeyi unutturdu. Iste onlar (zikirden uzak münafiklar) seytanin yandaslaridir.” (Mücadele /19)

 

“Iman edenlerin, Allah'i zikir ve Hak'dan inen Kur'an sebebiyle ürperme zamani daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi ( zikrullahi terk edici ) olmasinlar. Onlarin üzerinden uzun zaman geçti de, kalpleri katilasti. Onlarin birçogu yoldan çikmis kimselerdir.” (Hadid /16)

 

“Namazi bitirince de ayakta, otururken, yanlari üzerine yatarken Allah'i zikrederler. Göklerin ve yerin yaratilisi hakkinda derin derin düsünürler ve söyle derler: Rabbimiz! Sen, bunu bosu bosuna yaratmadin. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabindan koru!” (Ali Imran /191)

 

 

Zikir Hakkinda Hadis-i Serifler

 

“Size amellerinizin en hayirlisini ve melik ( olan Rabb )'inizin katinda en sevapli olan ve derece bakimindan en yüksek hem de altin ve gümüs sadaka dagitmanizdan, ( Allah'in dini için cihat edip Islam ) düsmanlarinin boyunlarini vurmanizdan size daha hayirli olan ameli haber vereyim mi? Sahabe;

- Ver Ya Rasulullah!” deyince,

Hazreti peygamber (sav) Zikrullahtir” buyurdu. ” (Tirmizi)

Zikrin faziletine ve Allah katindaki kiymetine dair Hz. Muaviye'nin Peygamber (sav) Efendimiz'den naklettigi Hadisi serif'te söyle bahsedilmektedir:

“Bir gün Peygamberimizin zevcesi Ümmi Habibenin evine geldim. Allah'in Resulü de geldi. Biraz sohbetten sonra, alnindan piril piril nur tanesi indi, benzi sarardi, beyazlasti. Ondan sonra gözünü açti. Kiz kardesim Ümmi Habibe terlerini sildi. Terini kurutmak için atese götürdü. Ates ne terini kuruttu, ne de mendilini yakti. Odanin içi Miski Amber gibi kokuyordu. Acele yürüdü. Ben de arkasindan yürüdüm. Içlerinde Selman-i Farisi'nin (ra) de bulundugu Ashab-i Suffe'nin oldugu yere geldi. Dört yüz kisi kadar vardi. “Illallah Illallah” diye tesbih ediyor, zikrediyorlardi.

Rasulullah (sav) Hz.leri söyle buyurdular:

- Allah için size and veririm, yemin ederim, ne yapiyorsunuz?”

Onlar da:

“Allah'i (cc) zikrediyoruz. “Ilahi Ente Maksudi ve Rizake Matlubi Ya Hz. Allah” diyoruz.

Ya Rasulullah! Maksadimiz O'nun rizasidir. Bizi karadaki, denizdeki mahluklar gibi degil; en güzel sekilde “Ahseni Takvim” olarak yaratti. Habibine ümmet eyledigi için biz onu tesbih ediyoruz” dediler.

Rasulullah (sav) Efendimiz:

- Size, zikrullahin degerini anlayin diye yemin vererek söyledim. Simdi Cebrail kardesim geldi. Cenabi Allah (cc) meleklere söyle hitap ediyor:

(Ey meleklerim!) Görüyor musunuz bu kullarimi? Onlar katimda sizden çok sevimlidir.) Melekler cevaben:

“Ya Rabbi! Biz sana hakkiyla zikredici sükredici degil miyiz?” der.

Allah-ü Teâlâ Hz.leri;

“Evet! Sizler bana sükredicilersiniz. Fakat onlarin zikri bana daha hos geliyor. Onlarin kalbine nefis verdim, mal sevgisi, makam sevgisi, evlat sevgisi, her türlü sevgiyi verdigim halde; kalplerindeki sevgileri tevhid nuruyla attilar. Masiva kalmadi kalplerinde. Nazargahim kalpleri oldu.

Yere göge sigmam, mümin kullarimin kalbine sigarim.

Onlar benden rizami istiyorlar. Onun için sizden çok üstündür.” buyurdu.

O halde devam ediniz. Ben üzerinize rahmetin indigini gördüm ve size ortak olmak istedim.” buyurdular. (Taberani)

Rasulullah (sav) Efendimiz söyle buyurmuslardir ;

“Allah-ü Teâlâ buyuruyor ki;

- Ben kulumun zanni ( ne ise ) ona göreyim. Beni zikrettigi zaman onunla beraberim. Eger ( kulum ) beni kendi kendine zikrederse; ben de onu kendi zâtimda zikrederim. Eger kulum beni cemaat içerisinde zikrederse; ben de onu o cemaatten daha hayirli bir cemaat içinde zikrederim.” (Buhari, Müslim,)

(Ey ashabim!) Eger cennet bahçelerine ugrarsaniz; o ( bahçelerde ) çok kalin. Sahabeler sordular:

- Ya Rasulallah cennet bahçeleri nerelerdir?

Rasulullah Efendimiz buyurdu ki;

- Zikrullah Halakalaridir. (Tirmizi )

Her kim ki, cemaatle sabah namazini kilar, (namazdan ) Sonra günes doguncaya kadar ( cemaatle veya tek olarak ) zikrullah yapar, bundan sonra da iki rekât namaz kilarsa; onun için tam bir hac ve umre sevabi vardir. Tam bir hac ve umre sevabi vardir. Tam bir hac ve umre sevabi vardir. (Tirmizi)

Muaz Bin Cebel (ra) söyle anlatiyor:

Son konusmamizda Hz. Peygambere (sav);

- Ey Allah'in Rasulü! Allah-ü Teâlâ katinda amellerin en sereflisi hangisidir? diye sordum.

- Dilin, Allah'in zikrinden dolayi yas oldugu halde ölmendir. buyurdu. (H.Sahabe)

Cabir (ra) söyle anlatiyor:

- Bir gün Medine mezarliginda bir atesin yanmakta oldugunu görerek oraya gittik. Hz. Peygamber (sav) yeni açilan bir kabre girmisler, orada bulunanlara;

- Cenazeyi bana uzatiniz. buyurdu.

Onu ayaklari tarafindan Hz. Peygamber (sav)'e uzattilar. Sonradan bu kisinin yüksek sesle zikir yapan bir sahabe oldugunu ögrendim.(Ebu Davud,)

Abdullah Zulbacadeyn denilen mübarek sahabe daima yüksek sesle zikrullah yapardi. Bir gün Hz. Ömer (ra) onun hakkinda;

- Acaba riyakârlik mi yapiyor? dedi.

Hz. Peygamber de (sav):

- Hayir! O yanik halde Allah'a yalvaran birisidir. buyurdular. (Riyazüs-salihin.)

Abdullah bin Amr (ra) der ki ;

Rasulullah (sav) söyle buyurdu:

“Tesbih (SübhanAllah) mizanin yarisini, (Elhamdülillah) ise tamamini doldurur. (La Ilahe Illallah) sözüne gelince; onun sevabi hiçbir maniye takilmadan dogruca Allah'a gider. (Tirmizi)

Cabir (ra) demistir ki;

Rasulullah (sav) söyle buyurdu:

“Zikrin Faziletlisi “La ilahe Illallah ” (demek ) tir. Dualarin en faziletlisi ise ( Elhamdülillah) demektir. (Nesai)

Abdullah Baba (ks) ayetler ve hadisler isiginda Allah'i (cc) zikreden bir kul idi. Hiçbir zaman Kur-an ve Sünnet yolundan çikmaz usul ve adaba riayet ederdi. Sabah Namazini eda ettikten sonra, günes doguncaya kadar Allah'i zikir ile mesgul olurdu. Ikindi Namazindan sonra da, kerahat vakti çikincaya kadar yine zikir ile mesgul olur; su hadisi serifi okurlardi:

“Yemin ederim ki! Sabah namazindan sonra Allah'i (cc) zikreden bir toplulukla oturmam ( ve onlarla ) zikretmem; benim için Hz. Ismail (as) in soyundan bir köleyi âzat etmekten çok daha hostur. Ve yine yemin ederim ki! Ikindi namazindan sonra günes batincaya kadar Allah (cc)'i zikreden bir cemaatle oturmam; bana dört köle âzat etmekten daha sevgilidir . (Ebu Davut)

 

Cemaat Ile Zikir  

 

Allah-ü Teâlâ Hz.leri ayeti kerimesinde;

“Allah'in mescitlerinde O'nun isminin zikredilmesine engel olan ve o yerlerin (mescitlerin) harap olmasina çalisandan daha zalim kim vardir? Aslinda bunlarin o yerlere (mescitlere) korkarak girmeleri gerekir. Bunlar (Allah'i zikre mani olanlar) için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardir.” (Bakara /114) buyurmaktadir.

Peygamber (sav) Efendimiz ise hadisi seriflerinde;

“Bir mecliste oturan topluluk Allah'i zikretmeden, o meclisten ayrilirlarsa bir esegin lesinden ayrilmislar gibidir. Zikrullah yapmadan ayrilan bir topluluk kiyamet gününde hüsrana ugrarlar .(Buhari)

Yukarida bahsedilen hadis-i seriften anlasilacagi üzere, cemaatle zikrullah yapmak çok önemli bir ibadettir. Öyle ki, “La Ilahe Illalah” diye zikretmenin sevabi anlatilmakla bitmez. Zira Hz. Peygamber (sav) buyurmuslardir ki;

“Zikrin en faziletlisi La ilahe Illallah demektir”

Cemaatle zikrullah halkasina katilmayanlar pek büyük bir sevabi kaçirdiklari gibi, bundan baska büyük vebal altina girmis de olurlar.

Ebu Vakid El Haris bin Havf (ra) demistir ki;

“Muhakkak ki Rasulullah (sav) mescide insanlarla beraber oturuyordu ( Allah'i zikrediyordu) O esnada üç kisi (mescidden ) içeri girdi. Ikisi Rasulullah'a (sav) dogru geldi. Digeri gitti. ( O gelenlerden birisi) ön halakanin birinde bir bosluk buldu ve oturdu. Digeri de (rahatsizlik vermemek için ) arkalarina oturdu. Üçüncüsü de zaten arkasini dönerek çekip gitmisti. Rasulullah (sav) zikrullah bittikten sonra dedi ki;

- Size su üç kisiden haber vereyim mi?

Birisi Allah' a yüzünü döndü. Allah Teâlâ ona acidi (ve affetti)

Bir digeri zahmet etmekten çekindi (arkaya oturdu ) Allah Teâlâ da onu magfiret etti.

Sonuncusuna gelince (Allah'i zikirden ) yüz çevirdi. Allah Teâlâ da ondan yüz çevirdi. (R.salihin)

Enes Bin Malik (ra)'den Hz. Peygamber (sav) Efendimiz söyle buyurmuslar;

“Yalniz Allah rizasi için ihlâsla Allah'i zikretmek kastiyla oturmus hiçbir topluluk yoktur ki; semadan bir münadi (melek) onlara söyle nida etmesin:

( Haydi) magfiret edilmis olarak kalkin, muhakkak ki günahlariniz sevaba çevrildi. (Imam Ahmed)

 

Camilerde ve mescitlerde cehri (yani açiktan) ve yüksek sesle zikrullah etmek caiz midir? sorusuna fetva âlimleri söyle cevap vermislerdir:

Kerahat dahi olmadan caizdir. (Ali Cemali Efendi Fetvalari)

Fakih Ebul-Leys, Tenbihulgafilin isimli eserinde demistir ki;

“Mescitlerde zikrullah disinda sesi yükseltmek haramdir.”

Imam Gazali insanoglunun tek basina Allah'i zikretmesiyle cemaatin zikretmesini, tek basina ezan okumasi ve cemaatin (birkaç müezzinin birden) ezan okumasina benzetmis ve söyle buyurmustur “ Nasil ki cemaatle ezan okuyan müezzinlerin sesleri havanin yogunlugunu tek müezzinden daha fazla yariyorsa; cemaatin zikri de kalbin üzerinde tesir ve kalin gaflet perdelerini kaldirmak bakimindan tek kisinin zikrinden üstündür. (Ibn-i Abdin Terc)

Ebu Said Hadimi Hz.leri El Berika kitabinda buyuruyor ki:

“Zikrin açiktan yapilmasina gelince onu bazilari men ettiler, digerleri de caiz gördüler. Fakat Bezzaziye isimli fikih kitabindaki sözün neticesi Cevaz yönünün tercih edilmesi eserlerden ve fakihlerin kavillerinden muhalif olan yönün ise te'vil edilmesidir.”

Ebussuud Efendi merhumun cehri zikir hakkinda ki risalesinin neticesi ancak cehri zikri caiz kilmaktir. Ve mutlak sekilde onun (asikâr zikrin)kilinmasidir. Iki tarafin delillerini birlestirmek ve tercih etmekle hususi bir risalede açiktan zikrin caiz olusunu genis bir sekilde anlatmis olduk.

Ayni konu, Mecmuunnevazil ve Fetva ve Haniye ve Sigiyye ve Sagir ve Mültekit Ve Tecnis kitaplarinda mevcuttur.

Su hususu da ilave etmek gerekir. Muhakkak ki hamamda yüksek sesle Kur'an-i Kerim okumak mekruhtur. Hafi (gizli) sesle okursa mekruh olmaz. Yüksek sesle de olsa tesbih (Subhanallah) demek, tehlil (Lailaheillallah demek) mekruh olmaz. (Umdetülekrar kitabi).

Necasetin bulunmasi ve avret yerlerinin açilmasi ihtimali varken bile hamamlarda yüksek sesle zikir caiz olurda; niçin mescidlerde yalnizken yüksek sesle zikir caiz olmasin? (Cami)

Çogu zaman olurdu ki; Nebi (sav) ashabiyla beraber zikirleri, tesbih ve tehlili yüksek sesle yapardi. (Bustanulen)

Zikir Hakkinda Fetvalar  
Başa Dön

 

Cenab-i Hak Kur'an-i Kerim de:

“Eger bilmiyorsaniz Zikir ( Kur'an ) ehli ( alimlere ) sorun” (Nahl/44)

Yine, Bir Ayette;

“Eger (süphede kaldiklari meseleleri ) Resule (sav) veya aralarinda yetki sahibi kimselere götürselerdi. Onlarin arasinda isin iç yüzünü anlayanlar, onun ( o meselenin ) ne oldugunu bilirlerdi. Allah'in size lütfu ve rahmeti olmasaydi pek aziniz müstesna seytana uyup giderdiniz.” (Nisa /83) buyurarak

Meselelerimizi Kur'an ehli âlimlere götürüp, onlardan aldigimiz cevapla amel etmemiz isteniyor.

Öyleyse âlimlerimizin zikir hakkindaki fetvalarindan birkaç nakil yapalim da konu iyice aydinlansin.

Meshur Seyhülislam ve büyük âlim Hanefi müctehidlerinden Ebussuud Efendiye soruldu ki;

- Bir adam yüksek sesle, oturarak yahut ayakta zikrullah yapsa caiz olur mu?

El cevap: Edep ve zikre hürmet ederek olursa caizdir. (Ebussud Ef. Fetvalari)

Yine soruldu ki;

- Halka olup bel ve baslarini saga sola hareket ettirerek cehri (yüksek sesle) zikrullah eden kimselere ser'an ne lazim gelir?

El cevap: Bellerini degil de sadece baslarini hareket ettirmekte yetinselerdi daha hos idi. Zikri serifin edebine daha uygun idi. Amma beli hareket ettirmekte dahi hiçbir zarar yoktur. Ayaklar yerden kalkmadikça. (Fetva S,83)

Meshur fetva kitabi Fetavayi Hindiyye de söyle deniliyor:

“Büyük bir cemaat yapip, sesleri yükselterek, hep birlikte tesbih (Sübhanallah demek) Tehlil (La ilahe illallah demek), salâvat ve sair zikirleri söylemekte bir beis (zarar) yoktur. Ancak (Mahzurlu bir durum varsa) sessiz söylemek daha iyidir.” (Fetavayi Hindiyye C.5 Sh.315 Arapça)

Meshur ve son devir Hanefi müctehidlerinden Imam Tahtavi Dürr'ül Muhtar hasiyesinde mekruhlar faslinda diyor ki:

- Mescidde halka olup yüksek sesle zikretmekten (dervisleri) kimse menedemez. Zira mescitlerde zikrullahi men edenler Cenab-i Hakk'in:

“Kim Allah'in mescitlerinde Allah'in isminin zikredilmesinden mani olanlardan daha zalim olabilir” (Bakara /114) ayeti kerimesindeki hükme dâhildirler. Iste bu en zalimler arasina katilmamak korkusundan kimse mescitlerde zikri yasaklayamaz. (Nimet-i Islam)

Imam Birgivi Hazretleri Tarikat-i Muhammediye isimli kitabinda söyle buyuruyor:

Edepsizlik yapmadan Allah'i oturarak veya ayakta zikretmekten hiçbir beis yoktur. Tevhidin (La ilahe illallah) manasini kuvvetlendirmek kastiyla basi saga sola oynatmaktaysa, zanni galiple caizlik hatta kesinlikle müstehaplik vardir. (Arapça Ist. Haci Hüseyin Ef. Mat. Sh.185)

Bir kisi zikir yaparken sesini yükseltince, oradan birisi dedi ki:

- Keske sesini tutsaydi daha iyi olurdu”.

O zaman Hz. Peygamber (sav):

- Birak onu! Zira o (yüksek sesli zikir yapan) Allah için çok ah eden bir kimsedir.”

Bu hadisin benzeri, Ibn-i Diri ve Zülbecadeyn (ra) Hazretlerinin hadisleridir ki bunlari Beyhaki rivayet etmistir.

Imam Suyuti (ra) Neticetül Fiker isimli kitabinda söyle diyor:

“Allah'a hamd seçilmis kullarina selam olsun. Allah sana ikram etsin. Sofilerin adet ettikleri üzere mescitlerde zikir halkalari kurmalari ve yüksek sesle zikir yapmalari mekruh mu, degil mi?” diye soruldu.

Cevap; Bunda mekruh olmayi gerektirecek bir sey yoktur. Zikrin yüksek sesli olmasinin güzel bir sey oldugunu ifade eden çok hadisi serifler varid olmustur. Çok hadiste zikri gizli yapmanin güzel oldugu anlatilmistir. Bu iki hadislerin bir araya getirilmesi söyle olur:

Zikrin gizli veya açik olmasi; hallerin ve sahislarin durumuna göre degisir. (Fetavayi Ömeriye S. 43,44)

 

Kelime-i Tevhidin Fazileti
Başa Dön

 

Cabir (ra) demistir ki;

Rasulullah (sav) söyle buyurdu:

“Zikrin en faziletlisi “La ilahe illallah” (demek) tir. Dualarin en faziletlisi ise “Elhamdülillah” (demek ) tir. (Nesai ve Ibn-i Hibban) Ebû Said El Hudri (ra) Hz.leri demistir ki;

Rasulullah (sav) Efendimiz söyle buyurdular:

Musa (as) (Cenabi Hakka) dedi ki;

-Ya Rab! Bana kendisiyle seni zikredecegim ve sana dua edecegim bir sey ögret.

Hak Teâlâ buyurdu ki;

-La Ilahe Illallah, de.

Hz. Musa (as):

- Ben, ancak bana mahsus olan bir sey istiyorum dedi.

Cenabi Hak söyle buyurdu:

-Ey Musa, eger yedi kat gökler ve yedi kat yerler terazinin bir kefesine “ La Ilahe Illallah” sözü diger kefesine konsaydi, “ La Ilahe Illallah” sözü agir basardi.”(Tergib - Nesai)

Abdullah Bin Amr (ra) der ki;

Rasulullah (sav) söyle buyurdu;

“Tesbih (sübhanallah) mizanin yarisini, Elhamdülillah ise tamamini doldurur. “La Ilahe Illallah”( sözüne gelince ) onun sevabi hiçbir maniye takilmadan dogruca Allah'a gider.” (Tirmizi)

Ebu Hureyre (ra)'den rivayet olunmustur.

Hz. Peygamber (as) söyle buyurdular :

“Bir kul ihlâsla“La Ilahe Illallah” deyince derhal semalarin kapilari açilir ve isledigi büyük günahlar yok olup (La Ilahe Illallah) sözü arsa çikar.” (Tirmizi).

 

 

 

1412 - Muhammed İbnu Ebî Bekr es-Sakafî anlatıyor. Arafat'tan Mina'ya gelirken, beraberindeki Enes İbnu Mâlik (radıyallahu anh)'e telbiyeden sorarak: "Siz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile nasıl yapıyordunuz?" dedim. Bana: "Dileyen telbiye getirirdi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) müdâhale etmezdi. Dileyen tekbir getirirdi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)ona da mudâhale etmezdi! Dileyen de tehlil getirirdi, ona da müdâhale etmezdi. Bizden kimse, (farklı zikirler de bulunduğu için) arkadaşını ayıplamazdı. " Buhâri, Hacc 86, İydeyn 12; Müslim, Hacc 274, (1285); Nesâî, Hacc 192, (5, 250).

 

5880 - Ümmü Habibe radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah Aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Ademoğlu'nun, emr-i bi'l-ma'ruf veya nehy-i ani'l-münker veya Allah Teâla hazretlerine zikir hariç bütün sözleri lehine değil, aleyhinedir." Tirmizi, Zühd 63, (2414).

 

4631 - Muaz İbnu Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Namaz, oruç ve zikir Allah yolunda infak üzerine yediyüz misli katlanır." Ebu Davud, Cihad 14, (2498).

0 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

4/5/2008 - ZİKİR

Kategori: tasavvuf

SELAM VE DUA İLE:

ZİKİR

Zikir; istilahta kelime olarak ezberleme, anma, animsama, hatirlama, söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua anlamlarinda kullanilir.

Tasavvuf istilahinda çok genis yer tutan zikir, Allah-u Teâlâ'nin yüceligini dile getirmek ve manevi olgunluga ulasmak gayesiyle belli bir isim ya da sözcükleri tekrarlamaktir.

Yüce Allah'in (cc) bilinen güzel isimleri ve tevhid-i serifle yapilan zikir, “zekere” fiilinin mastaridir. Asli zikirdir. Türkçe de zikir seklinde kullanilir. “Zükr” kelimesi ile ayni anlamdadir. Çogulu “ezkar” ve “zükür” olarak gelir. Zikra kelimesi de, zikrin mübalagasi olup çok zikretmek demektir. Zikir ayni kökten gelen kelimelerle birlikte, Kitabimiz Yüce Kur'an da üç yüz'e yakin yerde geçmektedir

Allah-ü Teâlâ Hz.leri, Kuran'i Kerim'in birçok ayetinde, kendisini zikretmemizi bize emretmistir. Cenab-i Hakk'in beyan olunan bu emirleri ayetlerinde su sekilde zikredilmektedir:

Allah (cc) Hz.leri buyuruyor ki;

“Ey Inananlar! Allah (cc) Hz.lerini türlü tesbihler çekerek çok zikrediniz ve O'nu (cc) sabah aksam tesbih ediniz. Zira o sizi karanliklardan nura çikarandir.” (Ahzab /41,42)

“Rabbinin ismini sabah ve aksam zikret habibim. Allah'in (cc) zikrine bütün vakitlerde devam et .”(Insan / 25)

“Allah'i (cc) çok zikredin, taki umdugunuza kavusasiniz. ” (Cuma – 10)

“ Öyle ise beni anin ki, ben de sizi anayim. Bana sükredin, nankörlük etmeyin” (Bakara /152) buyurmustur.

Kur'an-i Kerim ve hadislerde, zikrin faziletlerinden sikça bahsedilmesine ragmen, günümüzdeki insanlarin zikrin hikmetini tam olarak idrak edemedikleri için zikrullahtan uzak kalmislar, ya da gerek görmeyerek kendilerini zikirden alikoymuslardir..!

Üstadimiz Abdullah Baba Hz.leri;

Cenab-i Zülcelâl Hazretleri'ne vasil olmanin iki yolu oldugunu; Bu yollardan birisi “Hafi zikir”, digerinin ise “Cehri zikir” oldugunu söyler. Iki sekilde yapilan zikrullahi, söyle ifade etmislerdir;

Peygamber (sav) Hazretleri, Mekke'den, Medine'ye hicret ederlerken, Sevr Magarasi'na müsrikleri aldatma maksadiyla sigindiklarinda, yaninda yol arkadasi, can dostu olan Ebubekir Siddik (ra) vardi. Ebubekir Siddik (ra) Efendimiz magara içerisinde, müsriklerin Rasulullah Efendimize zarar verecegi endisesiyle, korkuya kapilmisti. Onun bu halini gören Sevgili Peygamberimiz:

“Korkma Ya Ebubekir.! Dilini damagina yapistir. “La Ilahe Illallah” de. Üzülme! Allah (cc) Habir ismi serifi ile haberdardir. Basir ismi serifi ile bizi görür. Bize bizden yakin olan o'dur. ( Veli ismi serifi ile dostlarina yardim edendir. Âlim ismi serifi ile bilendir. Semi' ismi serifi ile isitendir. Selam ismi serifi ile selamete ulastirandir....) Sen dedigimi yap buyurdu.

Hz . Ebubekir-i Siddik (ra) Efendimiz dilini damagina yapistirarak, bir nefeste yirmi bir defa “La Ilahe Illallah” kelime-i tevhidi zikredince, üzerindeki korku geçti. Ve kalp aynasi açildi. Hafi zikri, Peygamber (sav) Efendimiz bu sekilde Ebubekir Efendimize telkin etmis oldu.

Diger bir Hadis-i Serifte:

Hz. Ebubekir-i Siddik (ra.) 'in komsusu bir gün Peygamber (sav) Efendimize gelerek;

- Ya Rasulullah, Ebubekir'in evinden ciger kokulari geliyor. Komsusu oldugum ve kaç gündür aç oldugum halde bize ikram etmedi. Diye söyler..

Bunun üzerine Peygamber (sav) Hazretleri kalkar ve Ebubekir-i Sidik (ra)'in evine gelir. Fakat evin içerisinde yiyecek hiçbir sey yoktur.

Ebubekir Siddik (ra) Hazretleri, Rasulullah (sav) Efendimiz'e:

- Buyur, Ya Rasulullah! Anam, babam sana feda olsun! Sizi buraya getiren sebep nedir?” diye sorar.

- Ya Ebubekir! Komsusu aç iken, tok yatan bizden degildir. Komsun, senin ciger yedigini söylüyor. Evinden ciger kokulari geliyormus ve sen ona ikram etmemissin. Bu dogru mu?”

- Ya Rasulullah! Hâlim, Allah-u Teâlâ Hazretlerine ve size malumdur. Ben günlerdir agzima bir sey koymadim! Sadece Allah'i zikrediyordum!” dedi ve dilini damagina yapistirip; “La Ilahe Illallah” demeye basladi.

Biraz sonra evin içerisinde ciger kokusu gibi bir koku meydana geldi. Peygamber (sav) Hazretleri, Hz. Ebubekir'in komsusuna dönerek:

- Bahsettigin koku bu muydu ?” diye sordu.

O da:

- Evet, Ya Rasulallah! Bu kokuydu. Ben anlayamadim. Allah'im beni affetsin! Sen de affet! Megerse Ebubekir'in cigeri Allah askindan püryan olmus, gelen koku buymus” dedi.

Ebubekir Siddik (ra) Hazretleri, Serveri Kâinat Efendimize:

- Ya Rasulullah! Hafi zikre devam ettikçe, bende acayip garaip haller oldu. Nereye baksam sizi görüyorum. Hacete gitmeye dahi utaniyorum. Zevcemle münasebete bile hayâ ediyorum. Bundan dolayi çok mahcubum. Bunda bir hata var mi?” diye sordu.

Peygamber (sav) Hazretleri:

- Hayir, Ya Ebubekir! “Fenafir-Resül” makamina gelmissin” dedi.

Ebubekir Siddik Hazretlerinin yapmis oldugu esmalari degistirdi ve Hazreti Ebubekir Fenafillâh makamina geldi. O makama ulastiginda;

- Ya Rabbi! Ne olur benim bedenimi öyle büyüt ki; “La Ilahe Illallah Muhammedun Resülullah” diyen hiçbir mü'min cehenneme girmesin” diye dua etti.

Iste Peygamber (sav) Hazretlerinin terbiyesi altinda hafi zikir yapan o mübarek sahabe Allahü Teâlâ Hazretlerine vasil oldu.

“Bunlar (hidayete ulasan kisiler) iman edenler ve gönülleri Allah'in zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah i zikretmekle huzur bulur.” (Rad /28)

Cenab-i Zülcelâl Hazretlerine vasil olmanin ikinci yolu ise; Cehri zikir ile olur.

Hz. Ali (ra) Efendimiz, bir gün Rasulullah (sav) Hazretlerinin hane-i saâdetlerine gelir.

- Ya Rasulullah! Allah'a varan yollarin en kisa olanini, kullarina en kolay gelenini, nezdinde en üstün olanini bana bildir diye istekte bulunmus. Bunun üzerine Peygamber (sav) Hazretleri:

- Ya Ali! Ben ve benden önceki Peygamberlerin söyledigi sözlerin en kabule sayani; “La Ilahe Illallah”, Kelime-i Tevhid'tir. Yedi kat yer ile yedi kat gök terazinin bir kefesine konsa , “La Ilahe Illallah” Kelime-i Tevhid de diger kefesine konsa “La Ilahe Illallah” hepsinden agir gelir” buyurdu.

Hz. Ali (ra) Hazretleri:

- Ya Rasulullah, Allah'i nasil zikredeyim?

Hz. Peygamber (sav) Hazretleri:

- Ya Ali! Dizini dizime daya. Alnini da alnima koy. Gözlerini kapa ve üç defa söyleyecegimi dinle. Sonra sende üç defa söyle, ben dinleyeyim.

Akabinde, Peygamberimiz gözünü yumup, yüksek bir sesle, üç kere “La Ilahe Illallah” dedi. Hz. Ali (ra) Efendimizde dinledi.

Hz. Ali (ra) Efendimiz gözünü yumup, sesini yükselterek üç defa “La Ilahe Illallah” dedi.

Bu sekilde Peygamber (sav) Hazretleri, Hz. Ali (ra) Efendimize cehri zikri telkin etti. (El Inayetür-Rabbaniye)

Mekke Fethi'nde, Kâbe'nin içerisindeki putlari sahabeler yikmaya basladilar. O anda Hz. Ali (ra) Efendimiz, Peygamber (sav) Hazretlerinin yanina gelerek;

- Ya Rasulallah! Içerideki Lat ve Uzza putlari çok agir ve yüksek yapilmis, omzuma çikin da, yikalim, dedi.

Peygamber (sav) Hazretleri:

- Ya Ali! Bende nübüvvet mührü var. Benim agirligimi küre-i arz zor tartiyor. Sen beni tasiyamazsin. Onun için, sen benim omzuma çik. buyurdular.

Hz. Ali (ra) Efendimiz:

- Aman, Ya Rasulullah! Sizin omzunuza çikmaya, hayâ ederim! dedi.

Peygamber (sav) Efendimiz, tekrar:

- Çik Ya Ali, deyince

Hz. Ali Efendimiz:

- Affet Ya Rabbi!, diyerek, Rasulullah (sav) Hazretlerinin mübarek omuzlarina çiktilar. Put çok agir ve yüksek oldugundan, Hz. Ali Efendimiz putu iterken dengesini bir an kaybedip asagiya bakinca, Rasullulah Efendimiz de kendisine baktigini gördü. O anda Hz. Ali (ra) Efendimiz on sekiz bin âlemde Peygamber (sav) Hazretleri'nin cemalini gördü ve Fenafir Resül makamina ulasti.

Peygamber (sav) Hazretlerinin terbiyesi altinda cehri zikre devam eden, Hz. Ali (ra) Efendimiz de, en sonunda fenafillâh makamina geldi. Ve bu makamda;

“Ben görmedigim Rabbima iman etmem” buyurdu.

Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin zâtinda degil, sifatlarinda fani oldu. Hz. Ali ya da O'nun gibi gerçek, samimi bir sekilde Hakk'a vasil olup, teslim olan tüm müminlere bakiniz. Yüce Kur'an nasil müjdelemektedir.

“Sen ancak zikre uyan ve görmeden Rahmandan korkan kimseleri uyarabilirsin. Iste böylesini magfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele. ” (Yasin / 11)

Cehri olsun, hafi olsun, ferden olsun, cemaatle olsun; Allah'i zikir caizdir. Ayni zamanda pek kuvvetli bir sünnettir. Her kisinin ömründe en az bir defa “La Ilahe Ilallah Muhammedür Rasulullah” demesi ve yüksek sesle söylemesi farzdir.

Hafi ve cehri zikrin ilk ögreticisi Peygamber (sav) Efendimizdir. Rasulullah Efendimiz, hem hafi hem de cehri zikri bizzat yapmis ve sahabelerine de tavsiye edip, yaptirmistir.

Cehr-i Zikir Hakkinda Ayet-i Kerimeler-Hadis-i Serif ve Fetvalar

 

Cehri Zikir ile ilgili Cenabi Zül Celal Hz.leri:

“Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarinizi (bagirarak) zikrettiginiz gibi, hatta daha kuvvetli bir sekilde Allah'i zikredin.” (Bakara / 200) buyurmaktadir.

El-Esas Fit-Tefsir'de Said Havva merhum söyle diyor:

“Kurban Bayrami ve tesrik günlerinin (Arefe ve Kurban Bayraminin dördüncü gününün) özelliklerinden birisi de; hac farizasini eda edenlerle, etmeyenlerin (yani bütün Müslümanlarin) toplu olarak cehri (yüksek sesli) bir sekilde tekbir ile Allah'i zikretmeleridir. Hz. Ömer (ra) in (Hacda) bulunanlarla (adeta Mina tekbirlerle sallanircasina) beraber tekbir getirdikleri sabittir.(Ismail Hakki Bursevi – C.1,S.531)

Âraf Suresi 205. Ayetinde geçen;

“Kendi kendine yalvararak, ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an, gafillerden olma.”

Emrini delil gösterenler; bu ayete göre cehri zikrin uygun olmadigi görüsünü ileri sürmektedirler. Bu son derece yanlistir. Zira bütün müfessirlerin ortak görüsüne göre bu ayet, Mekke'de zulmün en siddetli oldugu devirde inmistir. Açiktan, Ben Müslümanim diyenlerin en agir iskencelere ugradiklari bir zamanda, Rabbimiz gizli zikri tavsiye etmistir. Fakat ne zaman ki Medine'de Islam devleti kurulup, hürriyet saglanmis, iste o vakit cehri zikir de pek çok misali ile tatbik oluna gelmistir. Müfessirlerin ortak görüsüne göre ayetin;

“Yüksek olmayan bir sesle an” kisminin, yüksek sesle zikretmenin mahzurlu oldugu anlamina gelmeyecegi hususunda fikir birligi etmislerdir.

Nasil ki; “Ihramdan çikinca avlanin.” ayetinde, ihramdan çikan kisinin avlanmasi farz kilinmiyorsa! Bundan dolayi vuslatta esas olan usuldür.

Simdi de Rasulullah (sav) in ve O'nun ashabinin cehri zikir yaptiklarina dair bazi rivayetleri nakledelim.

Hadis kitaplarinin en sahihi olan Buhari'den naklediyoruz.

Ibni Abbas (ra) söyle buyurmustur:

“Insanlarin farz namazlarindan çiktiktan sonra yüksek sesle zikretmesi; ta, Hz. Peygamber (sav) zamaninda vardi. Hatta ben namazin bittigini onlarin sesini duyunca anlardim.” (Buhari)

Yine bir baska Hadisi Serifte Ya' la Bin Seddad diyor ki:

“Babam Seddad bin evs su hadisi anlattigi sirada, yine sahabelerden Ubade bin Samit (ra)'de orada bulunuyor ve tasdik ediyordu. Babam söyle diyordu:

Bir gün yaninda oturdugumuz bir sirada, Hz. Peygamber (sav) ehli kitabi (yani Yahudi ve Hiristiyanlari kastederek)

- Içinizde yabanci kimse var midir? Buyurdular.

- Hayir, dedik.

- Bunun üzerine kapinin kapatilmasini emrettiler ve sonra da;

- Ellerinizi kaldiriniz ve “La Ilahe Illallah” deyiniz, buyurdular.

Bizde ellerimizi kaldirdik ve uzun bir müddet “La Ilahe Illallah” diyerek zikrettik. Sonunda Hz. Peygamber (sav) söyle dua etti:

- Allah-ü Teâlâ'ya hamd olsun. Ey Rabbim! Sen beni bu kelime ile gönderdin ve bu kelimenin karsiliginda cenneti vaat ettin. Sen vaadinden dönmezsin, buyurdular.

Sonrada Hz. Peygamber (sav) bize dönüp:

“Sizi müjdelerim, Allah hepinizi affetti” buyurdular. (Hayatüs-sahabe)

Iste cehri zikir ve hafi zikrin hak olusunu ve Allah-ü Teâlâ Hazretlerine vasil olabilmenin metotlarini, Hz. Peygamber (sav) Sahabe-i Kiram'a, onlarin durumlarini gözeterek kendilerine cehri zikri ya da hafi zikri telkin etmislerdir. Cehri zikrin veya hafi zikrin birbirine karsi herhangi bir üstünlügü yoktur.

Simdi de âlimlerimizin konuyla alakali fetvalarindan nakiller yapalim. Bu mesele üzerindeki süphe ve tereddüt karanligi zikir nuru ile kaybolsun.

Ibn-i Abidinde söyle deniliyor:

Hadiste sesli zikrin efdal oldugunu belirten hadisler vardir. Mesela; “Her kim beni cemaat içinde anarsa, ben kendisini daha hayirli bir cemaat içerisinde anarim” buyrulmustur.(Buhari)

Bununla beraber gizli zikrin efdal oldugunu beyan eden hadislerde vardir. Bu iki tür hadislerin anlasilmasi su sekilde olmalidir: Sesli ve sessiz zikrin ikisi de efdaldir. Ancak bunu uygulayanlarin haline ve bulundugu vakte göre degisir.

Nitekim namazda gizli ve asikâr olmayi gerektiren hadislerin anlasilmasi bu sekilde olmustur.

Zikrin hayirlisi gizli olanidir. Cehri olani da buna aykiri degildir. Çünkü bu hadis; riyadan korkuldugu, uyuyanlar uyandigi, yahut namaz kilanlar rahatsiz oldugu zamana mahsustur.

Böyle bir durum yoksa âlimler sesli zikrin efdal oldugunu söylemislerdir. Zira bunda amel daha çoktur. Dinleyenlere de faydasi dokunur. Zikreden sahsin kalbini uyandirir, onu düsünmeye sevkeder. Uykusunu düzenler ve nesesini artirir… Meselenin tamami Fetavayi-Hayriyyededir.

Cehri zikir ile mesgul olan sahabeler ( Hz. Ali, Ibni Abbas, Ibni Ömer, Ebu Musa, Enes bin Malik, Ebu Hureyre, Abdullah Zülbacedeyn (ra) ile hafi zikir ile mesgul olan Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Selman-ül Farisi, Ibni Mesud, Ebu Derda (ra) Sahabe-i Kiram Efendilerimiz her iki yolda da Allah'a vuslat yolunu bulmuslar, tabiine ögretmisler, kendileri de bizzat tatbik etmisler ve bizlere kadar ulasmistir. hafi ve cehri zikir hakkinda ayeti kerimeler Kuran'da pek çok yerde kayitlidir

Bundan dolayi Mürsid-i Kâmil olan zât, dervisinin durumuna göre cehri zikri veya hafi zikri telkin eder. Dervis kabiliyeti, samimiyeti, muhabbeti, çalismasi nispetinde yol alir.

 

6 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

3/5/2008 - DOST

Kategori:

SELAM VE DUA İLE:

DOST

Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...
Devam eder durur konuşma...

Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,
çalar kapıyı.

O dost, bakar ki bir çuval,
hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'

0 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

1/5/2008 - vefalı

Kategori: RUHSALDR

SELAM VE DUA İLE:Kadın! her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yardımı ile otobüse binmişti.

Şoför:


- Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi.


Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi.


Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti


Genç kadın ve asla göremeyecekti.


Kocası ameliyattan sonra acı gerçegi öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermisti.

Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti.


Günler geçiyordu.


Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu.


Eşinin bu içine kapanık,karamsar hali kocayı çok üzüyordu.


Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu.


Bütün gün düşündü koca, nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime diye.
Birden aklına eşinin eski işi geldi.


Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi.


Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı. Karısı dehşetle gözlerini açtı:


-Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.


Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve aksamları da iş çıkısında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi.

Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.

Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu.

Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi.

Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti.

Aksam karısına:

-Artik işe kendin gidip gelmelisin, dedi.

Kaıin şaşırmıstı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı.


Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.

Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.

Günler günleri kovaladı, hiç bir problem yoktu.

Yine bir gün otobüse binerken, soför:

- Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.

Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan,

-Neden diye sordu.
Şoför:


- Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayi genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayip size her gün sevgiyle el sallıyor, dedi.


Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)




Hâlin ne ise müşteri sen oldun o hâle Noksanı meğer adl-i ilâhîde mi sandın....
Her yerde,fakat arifin kalbindedir AllahYoksa sen onu arz-u semâvâttamı sandın

3 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

1/5/2008 - imanı ve nikahı tazeleme duası:

Kategori: RUHSALDR

SELAM VE DUA İLE:
Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)

 

Amentü

Okunuşu [mp3]

Her müslümanın, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince müslüman değildir, mürted olur

 

 

Tecdid-i İman Duası

Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.

(Amentü billahi ve bi-ma cae min indillahi, alâ muradillahi, ve amentü bi-Resulillahi ve bi-ma cae min indi Resulillahi alâ muradi Resulillah. Amentü billahi ve Melaiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühü)

 

 

Tecdidi İman ve Nikah Duası

Nikah tazelemek çok kolaydır. Hanımdan vekalet aldıktan sonra, iki şahit yanında, (Öteden beri, nikahlım olan hanımımı, onun tarafından vekaleten ve tarafımdan asaleten kendime nikah ettim) denir.

Şu duayı da okumak iyi olur:
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)

0 YorumYorum yaz!Bağlantı


glitter-graphics.com

29/4/2008 - HZ.İMAM HÜSEYİN (R.A.)

Kategori: RUHSALDR

SELAM VE DUA İLE:

Güncel Haber Âh Hüseynim

“Ey Allah’ım, beni âhirete rağbet etmekle rızıkladır, ta ki âhiretin doğruluğunu kalbimle bileyim. Dünyada zühde rağbet etmekle rızıklandır! Ey Allah’ım, Âhiret işinde beni basiret sahibi kıl, ta ki iyilikleri isteyerek yapayım! Ey Rabbim, kötülüklerden kaçmayı da bana nasip eyle!”

“Ey Rabbim! Sen dostum diyenin Rabbisin. Sana sığınmaya gelen kuluna merhamet et. Ey yüceler yücesi itimadım sanadır. Senin dostun olan kimse ne hoştur.”
Hz. İmam Hüseyin (r.a.)


Ehl-i Beyt (r.anhüm), Cennet’e ziynet, mahşere Kevser, sırata yed-i necat, dünyaya kandil, Cenâb-ı Hakk’a ve Nebîler Sertacı’na yakınlık umanlara umut, affa muhtaç olanlara vesile-i necat, Hak sevdalılarına medâris-i aşk