Hakkımda
S.A. SEVGİLİ KARDEŞLERİM BEN SİZ KARDEŞLERİME HİZMET İÇİN VARIM ALLAH C.C. SİZDEN BİZDEN VE TÜM ÜMMETİ MUHAMMEDDEN RAZI OLSUN İNŞ.Ne haldeyim? Acılar sırdaşım, çile yoldaşım Kalbimin içine damlar gözyaşım Gördün mü halimi can arkadaşım Kimseler anlamaz ben ne haldeyim Alev alev yanar benliğim özüm Medine’yi bir kez göreydi gözüm Günahım hayli çok karadır yüzüm Kimseler anlamaz ben ne haldeyim Mabetler huzurum aşkı ilacım Resuldür sultanim benim baş tacım Herkes gibi şefaate muhtacım Kimseler anlam
Bağlantılarım
*
*
*
* *
Kategoriler
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım • songulacikgoz • asu78 • aydanur42 • ferzane • huzuralemim • arzumhobi • ayseninhobidunyasi • kaderimsinhobi • putri • naliya • arzununhobileri • sudamlasi1 • ezel54 • beyza99 • kezibanyenge • elemegigoznurumelisleri • cimcimem123 • seyyahcagri • birsugibi01 • basketcikiz • gelinciklerdiyari • dantelce2 • askimakber • sev54 • aslı hattapoğlu • zeynepkaraoglu • kurantevhidsunnet
|
DERDİMİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ VERENİ SEVİYORUM
EDEB YA HU:.... SELAM VE DUA İLE:ruhsaldr@hotmail.com
Derdimi seviyorum,çünkü VERENİ seviyorum!!!" Say ki, O seni sevmiyor yani sevilmiyorsun. Seni duymazdan geliyor.Bunca çabaların var, niyazların, iniltilerin var. Hep, bir takım beklentilerin oldu. Gidecek makamı da zaten bilmiştin ya. Kim bilir, kaç defa ellerini açıp yalvardın, yakardın durdun. Bilemiyorum, acaba kim bilir kaç defadır seccadelerin ıslandı, dakikalarca belki de saatlerce kaldın. Hep bekledin, bekledin, bekledin. Ama sonuçta gördün ki değişen bir şey yok. Sen hep aynısın. Dertler aynı dert, hüzün ise artmış aynı hüzün. Karamsarlık dediğin ise seni elbisen olmuş artık. Giyinmişin adeta bir daha çıkamamacasına! İyi de, sitem etmeye değer mi? Sevmemek olur mu? Düşün hele, seni sevmiyor olabilir mi? O zaman ne diye yaratmış ki seni? Görünmez en küçük varlığın varlığından haberdar olan zat, senin niyazlarını duymuyor olabilir mi? Hadi, "olabilir, belki beni duymuyor olabilir" de. Hadi durma de. "ALLAH beni duymuyor! Duysaydı beni bu halden kurtarır, benim için iyi olanı verirdi." de. Öyle canlılar var ki şu an ki teknolojiyle görünmesi çok zor. Onları bile görebildiği halde seni görmüyor olabilir mi? Diyebilir misin "O beni görmüyor, görse bu halim değişirdi. Günahlarımdan dolayı benden intikam alıyor." De hadi bakalım. Hadi desene!!!Diyemezsin. Peki, böyle mi düşünüyorsun gerçekten? Dertlerin seni bitirdiğini düşünüyorsun değil mi? Senden başka dertli, gamlı, kederli, sıkıntılı kimse yok. Her şey bir tek seni buldu. Parasal dert desen, cepte metelik yok. Çoluk çocuk desen almış başını gidiyor, seni dinleyen yok. Eşin ile problemin var. İşin desen, ya işsizsin ya da işinde başarısız oldun. Çevren desen sana değer vermiyor. Öyle ya, onların gözünde paran varsa insansın. Of, hep dert, dert! Haklısın bir bakıma. Evet, çok sıkıntılısın.Ani bir dönüş ile konuyu bir başka deyişle ilişkilendiriyorum, iyi dinle şimdi. Dert sevdirir dostum sevdirir. Hem de ne sevdirir. Nice dertsizler var ki, bir elini çırptı mı emrine binler amade. Ama sevgisiz onlar dostum. Kulluktan yoksun onlar. Kalpleri mühürlenmiş, kulakları sağır, gözleri kör olmuş. Sen ne büyük bir lütuftasın ki, hala O'ndan istiyorsun. Çünkü O, seni unutmuyor, kendisinden istetiyor. Seni başka kapıya göndermiyor. Bakma seni kapısında beklettiğine. Hatırla bir Hak dostunun ince düşünceli sözünü: "Sen kapıyı tıkla, açmak içerdekinin işidir!" Dert seni pişiriyor dostum, belki farkında değilsin ama gerçekten de böyle. Merak etme, izleniyorsun, duyuluyorsun ve görünüyorsun. Hatta sen ara sıra unutsan bile, O, seni salisenin milyonda biri bile olsa seni duymuyor, görmüyor veya izlemiyor olmasın! Ta ki dünyaya ilk geliş anından son anına kadar. Yo, sakın yanlış anlama. Derdini küçümsemiyorum. Diyebileceğim sana, şunu sakın unutma ve sık sık de: "Derdimi seviyorum, çünkü VERENİ seviyorum !!!" Bu yüzden derdini sev, derdini çok sev. Zira onu sana takdim eden BİR'i vermiş. Besbelli vardır bir hikmeti. Olamaz mı? (alıntı) |
Tarih: 01:22, 23/10/2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
NE KADAR SABIRLISIN YA RABBİM! (SANA SONSUZ HAMDLER OLSUN
EDEB YA HU:.... SELAM VE DUA İLE:ruhsaldr@hotmail.com
> > > Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî! Mal Senin.. Mülk Senin.. Buyuran Sensin, Hükmünü apaçık duyuran Sensin, Yaratan.. Yaşatan.. Doyuran Sensin, Yine de kulların, şeytana tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Kur’ân’a cür’et var, göz göre göre, Ayaklar altında, örf, âdet, töre, “İslam” türetmişiz, herkese göre; Olmuşuz.. Para, pul, putlara tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Cezâ ve mükâfat, Kur’ân’da çok net, Kimsede ne korku.. Ne de bir gayret. Sanki.. Bize değil, Cehennem Cennet; Olmuşuz.. Fal, büyü, cinlere tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Dünyayı boğarken, zulmün tekeli, Terâziyi tutan, eller lekeli. Çatıları basmış, cehâlet seli; Olmuşuz.. Bir kara vicdâna tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > O “Kâlû Belâ” yı unuttuk çoktan, İşret soframızda, kuş sütü noksan. Kimin umûrunda; “Mâide doksan”; Olmuşuz.. “Hayyamcı” fırkaya tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Fakirdik.. Ve lâkin, haddi bilirdik, Secdede hamd ile, vecde gelirdik. Üç kuruş gördükçe, sanki delirdik; Kıldık.. Her güzeli, çirkine tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Delik deşik olmuş, âhlak yasası, Sülüklerle dolmuş, devrân kasası. Mahşermiş.. Mîzanmış.. Kimin tasası; Artık.. Rüşvet bile, rüşvete tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Yüz yüze ikrâmda, sahte bir yarış, Dostun arkasından, diller bir karış. Lâfta kalmış.. Sevgi, saygı ve barış; Olmuşuz.. Selâmsız bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Bir yanda milyonlar, aç, sefil bekler, Bir deri bir kemik, üryân bebekler, Bir yanda el bebek, kaniş köpekler; Olmuşuz.. Bencil bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Denizler kokuşmuş, dağlar yanmada, Bacalar, göklere zehir sunmada, Dünya can çekişir; son savunmada; Nîmete nâmertçe, açmışız harbi, Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Herşeyi uydurduk, hâşâ Kitaba, Haram ve helâli, koyduk bir kaba; Çorbamıza bile, karıştı ribâ, Sana ve Resûl’e, açmışız harbi, Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Alışmış dilimiz, fitne tadına, İslâm zulmedermiş, güyâ kadına. Yalan söylüyoruz, Kur’ân adına; Yüce Kelâmına, açmışız harbi, Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Nasıl da bastırmış.. Küfrân sisleri, Kaybolmuş.. Nebî’nin, nûrlu izleri. Bunca belâ.. Uyarmıyor bizleri; Olmuşuz.. Kör, sağır bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî… > > Anlatmaya, dilde lisan yetmiyor, Utancından, durdu kalem gitmiyor, Ne yapsak da, bizde kusur bitmiyor; Olmuşuz.. Bir kere isyâna tâbî; Kurtar bizi.. Kurtar bizi.. Yâ Rabbî… > > SELAM VE DUA ILE.. |
Tarih: 09:00, 9/10/2009 Kategori: TASAVVUF |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
bir annenin kızıona nasihatı
EDEB YA HU:.... SELAM VE DUA İLE:ruhsaldr@hotmail.com
Akrabalarından, dost veya arkadaşlarından her kim olursa olsun, ona karşı kocanı övme. Sakın onu şikayet de etme. Aile içinde kalması gereken mahrem veya bildik şeyler de olsa anlatma.
Derler ki, “Söyleme sırrını dostuna, dostunun da dostu vardır o da gider söyler dostuna.” Bir ağızdan çıkan söz, sır olmaktan çıkar. Sırrın ucunu ele veren arkasını getiremez. İlla biriyle paylaşman gerekiyorsa bir günlük tut. Mümkünse onlarında bu tür sana anlatacaklarına fırsat verme. Bu tür söylenen veya anlatılanlar fitneye, dedikodulara ve ailelerin yıkılmasına fırsat ve zemin hazırlar. Her ne kadar sıkılır veya daralsan dahi; anne ve babana bile anlatma. Çözemediklerini akıllı ve kendinden emin olduklarınla istişare ederek çözmeye çalış. ????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu /ask-hikayeleri/27095-bir-annenin-kizina-nasihati.html
Aile hayatının karşılıklı sevgi, saygı ve merhametle yürütülmesi temel ilkedir. Dinimiz aile reisliği vazifesini erkeğe vermiştir. Erkek ise; fizik gücüne, kuvvetine sahip, cesur ve mücadelecidir. Fizyolojik bakımdan daha zayıf olan kadınları kavvâm; gözetip kollayıcıdırlar. Ailenin dış düşmanlardan korunması, geçim ve ekonomik giderlerin temini öncelikli olarak erkeğe ait olduğundan mallarından bol bol harcamaktadırlar. Kadının; erkekte bulunmayan anneliğin verdiği yüce bir görev olan çocuğun doğumu ve bakımı ile öncelikli olarak; çocukların terbiye edilerek yetiştirilmesi, yuvada huzur ve sükûnun temininde duygusal gayret, aileye içten bağlılık gibi daha birçok üstünlükleri bulunmaktadır.
Eşinin eve geleceği saati iyi belle. Mümkün mertebe onu kapıda karşılamaya çalış. Kapıda karşılaman onu; ziyadesiyle memnun edecektir. Adamı sakın kapıda bekletme. İçeri girere girmez elindeki eşyaları al. Velev ki; sıkıntı ve moralsiz olsan bile; yumuşak ve tatlı konuş. Söylemen gerekenleri kocana söyle. Anlayamadıklarını ve meselelerini konuşma yoluyla hallet. Konuşma mesellerin yüzde doksan dokuzunu çözer. Konuşurken onun konuşmalarını kesme. Bazı konularda farklı düşünüyor olabilirsiniz. Farklı bile düşünseniz uzlaşmayı tercih et. İçinden seni seviyorum demekle olmaz. Sevgini ona mutlaka o istediği için değil, kendi tarzınla ona hissettir. Zaman zaman onun penceresinden bakmayı dene. Sizin olmayan hayatlara dalıp hayatınızı karartma. Bakış tarzın en kötü gününde bile olumlu olsun. Göz yaşlarını asla silah olarak kullanama, bu kadının zayıflığını gösterir. Bilirsin ki, evlilikte dürüstlük esastır. Zaman zaman espri yap; iyi bir espri zor günlerinizi kolay atlatmanızı sağlar. İlişkinizi kuvvetlendirmek için elinden geleni en iyi şekilde yap. Evini temiz tut. Çocuklarının yeme içmeleri, sağlıklarıyla dersleriyle yekinen alakalan. ????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu http://www.webhatti.com/showthread.php?t=27095
Görevlerini bil ve yaptıklarından dolayı asla şikayet etme. Eşinin gelen eş dost ve akrabalarına güler yüz, tatlı dille hüsnü muamelelerde ve izzeti ikramlarda bulun. Eşin eve geldiğinde sakın üstün pis ve pas içinde yani çamaşır ve bulaşık kokusu olmasın. Evin içindeyken mümkün mertebe mutfakta ve banyoda, bulaşık, çamaşır gibi şeylerle oyalanma. Yapacaklarını ya onun gelmesinden önce yada mümkünü olanları tehir et. Daima yanında olmaya çalış. Hal ve hatırını sor. Onun anlattıklarını dinliyormuş gibi yapma. Onu canı gönülden dinle. Onun derdiyle dertlen, sevincine ortak ol. Sevdiklerini sev, değer verdiklerine değer ver.
Eve getirdiklerini yerinde değerlendir, çöpe atma. Ondan izinsiz oraya buraya dağıtma. Neyi sevip, neyi sevmediğini bil. Bilmiyorsan uygun şekilde sorarak öğren. Sevdiklerini yap, sevmediklerinden kaçınmaya çalış. Canı neyi çekiyorsa, onları getirip ikram et. Bazen elma armut gibi meyveleri dilimleyip bizzat ağzına koy. Çocuklarının yanında onları ona şikayet etme.
Özürlü olmadığın sürece yatarken de abdest al. Okuyacağın şeyleri biliyorsun, bilmediklerin varsa en kısa zamanda öğren. Okuyarak eksik olduğun yönlerini tamamla. Onun sıkıntılı günlerinde sözle, tatlıkla yardımcı ol. Böylesi anlarda zaruri olmayan isteklerini ertele. Yatağı yatacağı zamana doğru hazır et. Yatınca da lambayı hemen söndür. Eşinin yatakta beklemesi onu huzursuz eder. İkide bir hastayım deme. Halinden şikayetçi olma. Sürekli canlı ve dinamik ol. Sabahleyin mutlaka ondan önce kalk.. Namazdan sonra yatmayın. Onu da yatırma. Buna alışın. Özürlü bile olsan abdest al. Özürlü değilsen kuşluk namazını sakın ihmal etme. Her namazın arkında yaptığın dualarına mutlaka kocanı da ekle.
Eşine kahvaltısını erken hazırla. Onun yemesi için sende iştahla ye. Ve yine tatlı sözlerle onu görevine yolla. Eşinin bütün istek ve arzularını ima etmesine gerek kalmadan yerine getir. Onu çok sevip saydığını söyle ve hem uygula. Her fırsatta süslenip öyle çık karşısına. Cuma, bayram, mübarek geceler ve evlilik yıl dönümlerinizde mutlaka özel bir hazırlık yap. Her şeyinle adamın gözünü de gönlünü de doldur. |
Tarih: 15:27, 13/8/2009 Kategori: SIZDEN GELENLER |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
kardelenden gelen mesaj
EDEB YA HU:.... SELAM VE DUA İLE:ruhsaldr@hotmail.com
Dîdâr ile mahabbete doyulmaz, Mahabbetten kaçan insan sayılmaz. Münkir üflemekle çerağ söyünmez. Tutuşunca yanar aşkın çırası... Mecnun Değilsen Sus! Göğe asılı bıraktığın bu sağnak, nice gönül tarlalarından 'hû' filizlendirdi.
Kâinat vecde durdu. Ve... dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor. Aşk vesile... Dünyaya alıştım alışalı, denizi çakıl taşlarından tanıdım. İçimde ney seslerini büyüttüm. Belli ki yine bu ıssız limanda fırtına kopacaktı. Bir muammalı vakitti oysa ki yalnızlıklar. Aşkın tarifini sordum göçmen kuşlara. Dediler göç... Dediler yanmaktır yaklaştıkça... Onun kaynağından tadan divanedir. Sonra... Sonra bir şair kesti yolumu... En yüce bir düştür benim aşkım. Görmeye değmez ki küçük düşleri dedi ve ekledi: Mecnun değilsen sus!.. Bense güneşlerin kol gezdiği ufuklar hayâl ederdim alkımlı dünyamda, aşka dair... Düşlerim en kudsî duygularla bezenmişti oysa. Meğer küçük düşlerle avunmuşum... Muhayyel sevdalar buruyor yüreğimin pencerelerini. Herbiri tül, herbiri hür. Hiç dokunulmamış, hiç yaşanmamış. Hikayelerine hayâl meyal tanıklık ettiğim... Bu efsane hikayeler sürüldü masama. Bense özgün sözlerin tadına alışıktım. Benim taatım, tahiyyatımdı Rab'le... Dünyanın perdesini şöyle bir aralayınca, aşka dair birçok şeyin öylesine ortalığa savrulmuş olduğunu hissettim ki; tanınmayacak haldeydi. Kadın olmuştu, para, makam, nefs, hırs, menfaat, sömürü olmuştu. O kutsalı aralarından arındırmak öylesine zordu... Kalan son sevgi sözlerini topladım avucuma.. doldurmuyor bile! Dilden çıkıp, ancak kulağa kadar varabiliyordu; yüreğe değil... Aşka belki bir adım, belki asırlar vardı ama sevgiyi diri tutmaktı, yaşatabilmekti esas olan. Ucuzcular pazarından kurtulup, sultanlar sofrasına hizmetli olabilmekti... İflah olmaz âşık kisvesini giyebilmekti. Gönülde maya tutup aşka, onu göklere armağan edebilmekti.. uçurtmalara... Celâl-i Didar'a yâr olabilmekti benim en gerçek düşüm... Sen ezelî ve ebedî, arzsız ve arşsız, cennet ve cehennemsiz, öylesine bir sevdasın ki diyebilmekti... Mevlânaca bir tavır koyabilmekti. Naz makamına ulaşmayı gönül hedefinin tam ortasına yerleştirebilmekti Ruhum firdevslere kayarken, dünyanın sahte makyajı bulaşıyor yüreğime. Her renk bir adım daha ulaşılmaz kılıyor seni. Kalbimde bir dünya kurup, binbirinin yıkılışını venüs bardağında seyretmek gibi bir şey sanırım ulaşılmazlığın... Ey ulaşılmaz Matlubum!.. Hırçın dalgalar Kahhar ismini vuruyor dünya sahiline, güller Cemal isminle raksa başlıyor bir seher, kuşlar Nur ismini zikrediyor bir şafak kızıllığında... Bense Vedud coğrafyanda, 'seven' şahsında talibi oynamaktayım. Belki adaylığın adaylığına bile lâyık değilken; Bende Mecnun'dan füzun âşıklık istidadı var, Âşık-ı sâdık benim, Mecnun'un ancak adı var... diyebilme cüretkârlığına koşmaktayım... Belki sadece içimdeki boşlukta çırpınıp durmaktayım... Ey Rab! Sana ulaşamamak sensizlikte kaybolmak nedir, anlatayım mı?.. Kum fırtınasında, çölde, sağanaklara âşık olmaktır!... Dünya elifle dönüyor, yürekler elife dönüyor... Aşk... (Alıntı)
Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz… Hassas ve kırılgan bir tepkidir…Küçücük bir hatırlatmadır belki… Fark edilmesi ve onarılması incelik ister… Bir içe kaçış ve söylenemeyenlerin biriktirilmeye başladığı yerdir susmak… Güven ve sevginin içten içe çürümeye başladığı yerdir ve gitmek zamanının ertelenmiş halidir susmak…

KARDELEN |
Tarih: 00:26, 17/7/2009 Kategori: TASAVVUF |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|