SELAM VE DUA İLE:
Zikir Hakkinda Ayeti Kerimeler
“(Resulüm ) Sana vahyedilen, kitabi oku ve namaz kil. Muhakkak ki namaz kötülüklerden ali kor! Allah'i zikir elbette ( ibadetlerin ) en büyügüdür. Allah yaptiklarinizi hakkiyla bilir.” (Ankebut / 45)
“ Seytan onlari ( münafiklari ) etkisi altina aldi da, Allah'i zikretmeyi unutturdu. Iste onlar (zikirden uzak münafiklar) seytanin yandaslaridir.” (Mücadele /19)
“Iman edenlerin, Allah'i zikir ve Hak'dan inen Kur'an sebebiyle ürperme zamani daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi ( zikrullahi terk edici ) olmasinlar. Onlarin üzerinden uzun zaman geçti de, kalpleri katilasti. Onlarin birçogu yoldan çikmis kimselerdir.” (Hadid /16)
“Namazi bitirince de ayakta, otururken, yanlari üzerine yatarken Allah'i zikrederler. Göklerin ve yerin yaratilisi hakkinda derin derin düsünürler ve söyle derler: Rabbimiz! Sen, bunu bosu bosuna yaratmadin. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabindan koru!” (Ali Imran /191)
Zikir Hakkinda Hadis-i Serifler
“Size amellerinizin en hayirlisini ve melik ( olan Rabb )'inizin katinda en sevapli olan ve derece bakimindan en yüksek hem de altin ve gümüs sadaka dagitmanizdan, ( Allah'in dini için cihat edip Islam ) düsmanlarinin boyunlarini vurmanizdan size daha hayirli olan ameli haber vereyim mi? Sahabe;
- Ver Ya Rasulullah!” deyince,
Hazreti peygamber (sav) “ Zikrullahtir” buyurdu. ” (Tirmizi)
Zikrin faziletine ve Allah katindaki kiymetine dair Hz. Muaviye'nin Peygamber (sav) Efendimiz'den naklettigi Hadisi serif'te söyle bahsedilmektedir:
“Bir gün Peygamberimizin zevcesi Ümmi Habibenin evine geldim. Allah'in Resulü de geldi. Biraz sohbetten sonra, alnindan piril piril nur tanesi indi, benzi sarardi, beyazlasti. Ondan sonra gözünü açti. Kiz kardesim Ümmi Habibe terlerini sildi. Terini kurutmak için atese götürdü. Ates ne terini kuruttu, ne de mendilini yakti. Odanin içi Miski Amber gibi kokuyordu. Acele yürüdü. Ben de arkasindan yürüdüm. Içlerinde Selman-i Farisi'nin (ra) de bulundugu Ashab-i Suffe'nin oldugu yere geldi. Dört yüz kisi kadar vardi. “Illallah Illallah” diye tesbih ediyor, zikrediyorlardi.
Rasulullah (sav) Hz.leri söyle buyurdular:
- Allah için size and veririm, yemin ederim, ne yapiyorsunuz?”
Onlar da:
“Allah'i (cc) zikrediyoruz. “Ilahi Ente Maksudi ve Rizake Matlubi Ya Hz. Allah” diyoruz.
Ya Rasulullah! Maksadimiz O'nun rizasidir. Bizi karadaki, denizdeki mahluklar gibi degil; en güzel sekilde “Ahseni Takvim” olarak yaratti. Habibine ümmet eyledigi için biz onu tesbih ediyoruz” dediler.
Rasulullah (sav) Efendimiz:
- Size, zikrullahin degerini anlayin diye yemin vererek söyledim. Simdi Cebrail kardesim geldi. Cenabi Allah (cc) meleklere söyle hitap ediyor:
(Ey meleklerim!) Görüyor musunuz bu kullarimi? Onlar katimda sizden çok sevimlidir.) Melekler cevaben:
“Ya Rabbi! Biz sana hakkiyla zikredici sükredici degil miyiz?” der.
Allah-ü Teâlâ Hz.leri;
“Evet! Sizler bana sükredicilersiniz. Fakat onlarin zikri bana daha hos geliyor. Onlarin kalbine nefis verdim, mal sevgisi, makam sevgisi, evlat sevgisi, her türlü sevgiyi verdigim halde; kalplerindeki sevgileri tevhid nuruyla attilar. Masiva kalmadi kalplerinde. Nazargahim kalpleri oldu.
Yere göge sigmam, mümin kullarimin kalbine sigarim.
Onlar benden rizami istiyorlar. Onun için sizden çok üstündür.” buyurdu.
O halde devam ediniz. Ben üzerinize rahmetin indigini gördüm ve size ortak olmak istedim.” buyurdular. (Taberani)
Rasulullah (sav) Efendimiz söyle buyurmuslardir ;
“Allah-ü Teâlâ buyuruyor ki;
- Ben kulumun zanni ( ne ise ) ona göreyim. Beni zikrettigi zaman onunla beraberim. Eger ( kulum ) beni kendi kendine zikrederse; ben de onu kendi zâtimda zikrederim. Eger kulum beni cemaat içerisinde zikrederse; ben de onu o cemaatten daha hayirli bir cemaat içinde zikrederim.” (Buhari, Müslim,)
(Ey ashabim!) Eger cennet bahçelerine ugrarsaniz; o ( bahçelerde ) çok kalin. Sahabeler sordular:
- Ya Rasulallah cennet bahçeleri nerelerdir?
Rasulullah Efendimiz buyurdu ki;
- Zikrullah Halakalaridir. (Tirmizi )
Her kim ki, cemaatle sabah namazini kilar, (namazdan ) Sonra günes doguncaya kadar ( cemaatle veya tek olarak ) zikrullah yapar, bundan sonra da iki rekât namaz kilarsa; onun için tam bir hac ve umre sevabi vardir. Tam bir hac ve umre sevabi vardir. Tam bir hac ve umre sevabi vardir. (Tirmizi)
Muaz Bin Cebel (ra) söyle anlatiyor:
Son konusmamizda Hz. Peygambere (sav);
- Ey Allah'in Rasulü! Allah-ü Teâlâ katinda amellerin en sereflisi hangisidir? diye sordum.
- Dilin, Allah'in zikrinden dolayi yas oldugu halde ölmendir. buyurdu. (H.Sahabe)
Cabir (ra) söyle anlatiyor:
- Bir gün Medine mezarliginda bir atesin yanmakta oldugunu görerek oraya gittik. Hz. Peygamber (sav) yeni açilan bir kabre girmisler, orada bulunanlara;
- Cenazeyi bana uzatiniz. buyurdu.
Onu ayaklari tarafindan Hz. Peygamber (sav)'e uzattilar. Sonradan bu kisinin yüksek sesle zikir yapan bir sahabe oldugunu ögrendim.(Ebu Davud,)
Abdullah Zulbacadeyn denilen mübarek sahabe daima yüksek sesle zikrullah yapardi. Bir gün Hz. Ömer (ra) onun hakkinda;
- Acaba riyakârlik mi yapiyor? dedi.
Hz. Peygamber de (sav):
- Hayir! O yanik halde Allah'a yalvaran birisidir. buyurdular. (Riyazüs-salihin.)
Abdullah bin Amr (ra) der ki ;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Tesbih (SübhanAllah) mizanin yarisini, (Elhamdülillah) ise tamamini doldurur. (La Ilahe Illallah) sözüne gelince; onun sevabi hiçbir maniye takilmadan dogruca Allah'a gider. (Tirmizi)
Cabir (ra) demistir ki;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Zikrin Faziletlisi “La ilahe Illallah ” (demek ) tir. Dualarin en faziletlisi ise ( Elhamdülillah) demektir. (Nesai)
Abdullah Baba (ks) ayetler ve hadisler isiginda Allah'i (cc) zikreden bir kul idi. Hiçbir zaman Kur-an ve Sünnet yolundan çikmaz usul ve adaba riayet ederdi. Sabah Namazini eda ettikten sonra, günes doguncaya kadar Allah'i zikir ile mesgul olurdu. Ikindi Namazindan sonra da, kerahat vakti çikincaya kadar yine zikir ile mesgul olur; su hadisi serifi okurlardi:
“Yemin ederim ki! Sabah namazindan sonra Allah'i (cc) zikreden bir toplulukla oturmam ( ve onlarla ) zikretmem; benim için Hz. Ismail (as) in soyundan bir köleyi âzat etmekten çok daha hostur. Ve yine yemin ederim ki! Ikindi namazindan sonra günes batincaya kadar Allah (cc)'i zikreden bir cemaatle oturmam; bana dört köle âzat etmekten daha sevgilidir . (Ebu Davut)
Cemaat Ile Zikir
Allah-ü Teâlâ Hz.leri ayeti kerimesinde;
“Allah'in mescitlerinde O'nun isminin zikredilmesine engel olan ve o yerlerin (mescitlerin) harap olmasina çalisandan daha zalim kim vardir? Aslinda bunlarin o yerlere (mescitlere) korkarak girmeleri gerekir. Bunlar (Allah'i zikre mani olanlar) için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardir.” (Bakara /114) buyurmaktadir.
Peygamber (sav) Efendimiz ise hadisi seriflerinde;
“Bir mecliste oturan topluluk Allah'i zikretmeden, o meclisten ayrilirlarsa bir esegin lesinden ayrilmislar gibidir. Zikrullah yapmadan ayrilan bir topluluk kiyamet gününde hüsrana ugrarlar .(Buhari)
Yukarida bahsedilen hadis-i seriften anlasilacagi üzere, cemaatle zikrullah yapmak çok önemli bir ibadettir. Öyle ki, “La Ilahe Illalah” diye zikretmenin sevabi anlatilmakla bitmez. Zira Hz. Peygamber (sav) buyurmuslardir ki;
“Zikrin en faziletlisi La ilahe Illallah demektir”
Cemaatle zikrullah halkasina katilmayanlar pek büyük bir sevabi kaçirdiklari gibi, bundan baska büyük vebal altina girmis de olurlar.
Ebu Vakid El Haris bin Havf (ra) demistir ki;
“Muhakkak ki Rasulullah (sav) mescide insanlarla beraber oturuyordu ( Allah'i zikrediyordu) O esnada üç kisi (mescidden ) içeri girdi. Ikisi Rasulullah'a (sav) dogru geldi. Digeri gitti. ( O gelenlerden birisi) ön halakanin birinde bir bosluk buldu ve oturdu. Digeri de (rahatsizlik vermemek için ) arkalarina oturdu. Üçüncüsü de zaten arkasini dönerek çekip gitmisti. Rasulullah (sav) zikrullah bittikten sonra dedi ki;
- Size su üç kisiden haber vereyim mi?
Birisi Allah' a yüzünü döndü. Allah Teâlâ ona acidi (ve affetti)
Bir digeri zahmet etmekten çekindi (arkaya oturdu ) Allah Teâlâ da onu magfiret etti.
Sonuncusuna gelince (Allah'i zikirden ) yüz çevirdi. Allah Teâlâ da ondan yüz çevirdi. (R.salihin)
Enes Bin Malik (ra)'den Hz. Peygamber (sav) Efendimiz söyle buyurmuslar;
“Yalniz Allah rizasi için ihlâsla Allah'i zikretmek kastiyla oturmus hiçbir topluluk yoktur ki; semadan bir münadi (melek) onlara söyle nida etmesin:
( Haydi) magfiret edilmis olarak kalkin, muhakkak ki günahlariniz sevaba çevrildi. (Imam Ahmed)
Camilerde ve mescitlerde cehri (yani açiktan) ve yüksek sesle zikrullah etmek caiz midir? sorusuna fetva âlimleri söyle cevap vermislerdir:
Kerahat dahi olmadan caizdir. (Ali Cemali Efendi Fetvalari)
Fakih Ebul-Leys, Tenbihulgafilin isimli eserinde demistir ki;
“Mescitlerde zikrullah disinda sesi yükseltmek haramdir.”
Imam Gazali insanoglunun tek basina Allah'i zikretmesiyle cemaatin zikretmesini, tek basina ezan okumasi ve cemaatin (birkaç müezzinin birden) ezan okumasina benzetmis ve söyle buyurmustur “ Nasil ki cemaatle ezan okuyan müezzinlerin sesleri havanin yogunlugunu tek müezzinden daha fazla yariyorsa; cemaatin zikri de kalbin üzerinde tesir ve kalin gaflet perdelerini kaldirmak bakimindan tek kisinin zikrinden üstündür. (Ibn-i Abdin Terc)
Ebu Said Hadimi Hz.leri El Berika kitabinda buyuruyor ki:
“Zikrin açiktan yapilmasina gelince onu bazilari men ettiler, digerleri de caiz gördüler. Fakat Bezzaziye isimli fikih kitabindaki sözün neticesi Cevaz yönünün tercih edilmesi eserlerden ve fakihlerin kavillerinden muhalif olan yönün ise te'vil edilmesidir.”
Ebussuud Efendi merhumun cehri zikir hakkinda ki risalesinin neticesi ancak cehri zikri caiz kilmaktir. Ve mutlak sekilde onun (asikâr zikrin)kilinmasidir. Iki tarafin delillerini birlestirmek ve tercih etmekle hususi bir risalede açiktan zikrin caiz olusunu genis bir sekilde anlatmis olduk.
Ayni konu, Mecmuunnevazil ve Fetva ve Haniye ve Sigiyye ve Sagir ve Mültekit Ve Tecnis kitaplarinda mevcuttur.
Su hususu da ilave etmek gerekir. Muhakkak ki hamamda yüksek sesle Kur'an-i Kerim okumak mekruhtur. Hafi (gizli) sesle okursa mekruh olmaz. Yüksek sesle de olsa tesbih (Subhanallah) demek, tehlil (Lailaheillallah demek) mekruh olmaz. (Umdetülekrar kitabi).
Necasetin bulunmasi ve avret yerlerinin açilmasi ihtimali varken bile hamamlarda yüksek sesle zikir caiz olurda; niçin mescidlerde yalnizken yüksek sesle zikir caiz olmasin? (Cami)
Çogu zaman olurdu ki; Nebi (sav) ashabiyla beraber zikirleri, tesbih ve tehlili yüksek sesle yapardi. (Bustanulen)
Zikir Hakkinda Fetvalar Başa Dön
Cenab-i Hak Kur'an-i Kerim de:
“Eger bilmiyorsaniz Zikir ( Kur'an ) ehli ( alimlere ) sorun” (Nahl/44)
Yine, Bir Ayette;
“Eger (süphede kaldiklari meseleleri ) Resule (sav) veya aralarinda yetki sahibi kimselere götürselerdi. Onlarin arasinda isin iç yüzünü anlayanlar, onun ( o meselenin ) ne oldugunu bilirlerdi. Allah'in size lütfu ve rahmeti olmasaydi pek aziniz müstesna seytana uyup giderdiniz.” (Nisa /83) buyurarak
Meselelerimizi Kur'an ehli âlimlere götürüp, onlardan aldigimiz cevapla amel etmemiz isteniyor.
Öyleyse âlimlerimizin zikir hakkindaki fetvalarindan birkaç nakil yapalim da konu iyice aydinlansin.
Meshur Seyhülislam ve büyük âlim Hanefi müctehidlerinden Ebussuud Efendiye soruldu ki;
- Bir adam yüksek sesle, oturarak yahut ayakta zikrullah yapsa caiz olur mu?
El cevap: Edep ve zikre hürmet ederek olursa caizdir. (Ebussud Ef. Fetvalari)
Yine soruldu ki;
- Halka olup bel ve baslarini saga sola hareket ettirerek cehri (yüksek sesle) zikrullah eden kimselere ser'an ne lazim gelir?
El cevap: Bellerini degil de sadece baslarini hareket ettirmekte yetinselerdi daha hos idi. Zikri serifin edebine daha uygun idi. Amma beli hareket ettirmekte dahi hiçbir zarar yoktur. Ayaklar yerden kalkmadikça. (Fetva S,83)
Meshur fetva kitabi Fetavayi Hindiyye de söyle deniliyor:
“Büyük bir cemaat yapip, sesleri yükselterek, hep birlikte tesbih (Sübhanallah demek) Tehlil (La ilahe illallah demek), salâvat ve sair zikirleri söylemekte bir beis (zarar) yoktur. Ancak (Mahzurlu bir durum varsa) sessiz söylemek daha iyidir.” (Fetavayi Hindiyye C.5 Sh.315 Arapça)
Meshur ve son devir Hanefi müctehidlerinden Imam Tahtavi Dürr'ül Muhtar hasiyesinde mekruhlar faslinda diyor ki:
- Mescidde halka olup yüksek sesle zikretmekten (dervisleri) kimse menedemez. Zira mescitlerde zikrullahi men edenler Cenab-i Hakk'in:
“Kim Allah'in mescitlerinde Allah'in isminin zikredilmesinden mani olanlardan daha zalim olabilir” (Bakara /114) ayeti kerimesindeki hükme dâhildirler. Iste bu en zalimler arasina katilmamak korkusundan kimse mescitlerde zikri yasaklayamaz. (Nimet-i Islam)
Imam Birgivi Hazretleri Tarikat-i Muhammediye isimli kitabinda söyle buyuruyor:
Edepsizlik yapmadan Allah'i oturarak veya ayakta zikretmekten hiçbir beis yoktur. Tevhidin (La ilahe illallah) manasini kuvvetlendirmek kastiyla basi saga sola oynatmaktaysa, zanni galiple caizlik hatta kesinlikle müstehaplik vardir. (Arapça Ist. Haci Hüseyin Ef. Mat. Sh.185)
Bir kisi zikir yaparken sesini yükseltince, oradan birisi dedi ki:
- Keske sesini tutsaydi daha iyi olurdu”.
O zaman Hz. Peygamber (sav):
- Birak onu! Zira o (yüksek sesli zikir yapan) Allah için çok ah eden bir kimsedir.”
Bu hadisin benzeri, Ibn-i Diri ve Zülbecadeyn (ra) Hazretlerinin hadisleridir ki bunlari Beyhaki rivayet etmistir.
Imam Suyuti (ra) Neticetül Fiker isimli kitabinda söyle diyor:
“Allah'a hamd seçilmis kullarina selam olsun. Allah sana ikram etsin. Sofilerin adet ettikleri üzere mescitlerde zikir halkalari kurmalari ve yüksek sesle zikir yapmalari mekruh mu, degil mi?” diye soruldu.
Cevap; Bunda mekruh olmayi gerektirecek bir sey yoktur. Zikrin yüksek sesli olmasinin güzel bir sey oldugunu ifade eden çok hadisi serifler varid olmustur. Çok hadiste zikri gizli yapmanin güzel oldugu anlatilmistir. Bu iki hadislerin bir araya getirilmesi söyle olur:
Zikrin gizli veya açik olmasi; hallerin ve sahislarin durumuna göre degisir. (Fetavayi Ömeriye S. 43,44)
Kelime-i Tevhidin Fazileti Başa Dön
Cabir (ra) demistir ki;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu:
“Zikrin en faziletlisi “La ilahe illallah” (demek) tir. Dualarin en faziletlisi ise “Elhamdülillah” (demek ) tir. (Nesai ve Ibn-i Hibban) Ebû Said El Hudri (ra) Hz.leri demistir ki;
Rasulullah (sav) Efendimiz söyle buyurdular:
Musa (as) (Cenabi Hakka) dedi ki;
-Ya Rab! Bana kendisiyle seni zikredecegim ve sana dua edecegim bir sey ögret.
Hak Teâlâ buyurdu ki;
-La Ilahe Illallah, de.
Hz. Musa (as):
- Ben, ancak bana mahsus olan bir sey istiyorum dedi.
Cenabi Hak söyle buyurdu:
-Ey Musa, eger yedi kat gökler ve yedi kat yerler terazinin bir kefesine “ La Ilahe Illallah” sözü diger kefesine konsaydi, “ La Ilahe Illallah” sözü agir basardi.”(Tergib - Nesai)
Abdullah Bin Amr (ra) der ki;
Rasulullah (sav) söyle buyurdu;
“Tesbih (sübhanallah) mizanin yarisini, Elhamdülillah ise tamamini doldurur. “La Ilahe Illallah”( sözüne gelince ) onun sevabi hiçbir maniye takilmadan dogruca Allah'a gider.” (Tirmizi)
Ebu Hureyre (ra)'den rivayet olunmustur.
Hz. Peygamber (as) söyle buyurdular :
“Bir kul ihlâsla“La Ilahe Illallah” deyince derhal semalarin kapilari açilir ve isledigi büyük günahlar yok olup (La Ilahe Illallah) sözü arsa çikar.” (Tirmizi).
1412 - Muhammed İbnu Ebî Bekr es-Sakafî anlatıyor. Arafat'tan Mina'ya gelirken, beraberindeki Enes İbnu Mâlik (radıyallahu anh)'e telbiyeden sorarak: "Siz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile nasıl yapıyordunuz?" dedim. Bana: "Dileyen telbiye getirirdi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) müdâhale etmezdi. Dileyen tekbir getirirdi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)ona da mudâhale etmezdi! Dileyen de tehlil getirirdi, ona da müdâhale etmezdi. Bizden kimse, (farklı zikirler de bulunduğu için) arkadaşını ayıplamazdı. " Buhâri, Hacc 86, İydeyn 12; Müslim, Hacc 274, (1285); Nesâî, Hacc 192, (5, 250).
5880 - Ümmü Habibe radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah Aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Ademoğlu'nun, emr-i bi'l-ma'ruf veya nehy-i ani'l-münker veya Allah Teâla hazretlerine zikir hariç bütün sözleri lehine değil, aleyhinedir." Tirmizi, Zühd 63, (2414).
4631 - Muaz İbnu Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Namaz, oruç ve zikir Allah yolunda infak üzerine yediyüz misli katlanır." Ebu Davud, Cihad 14, (2498).
|